Beraber sattık sözü Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan mitinglerinde sık geçen beraber yürüdük biz bu yollarda cümlesinin tersyüz edilmiş halidir. Eski cümle ortak yağmur ve ortak hatırayı anlatırdı. Yeni cümle aynı yolu satış ve özelleştirme diline çevirir. Resmi Gazete’de yer bulan köprü ve otoyol devir tartışması bu kelime oyununu somutlaştırır. Kamunun yürüdüğü asfaltın işletme hakkına dönüşmesi sloganı yeniden yazdırır. (Gerçekleri bilmeyenler biraz daha uyusun, bakalım uyandıklarında ellerinde ne kalmış?)
Bu siyasi yol bir şarkıdan ibaret değildir. Şarkı kongre ve miting belleğine kazınmıştı. Kazınan bellek satıldı denince vefa sorgusu açılır. Açılan sorgu kamu varlığı tartışmasını büyütür. Büyüyen tartışma seçmeni fiş ve gişe arasında bırakır. İlk bölümün ardından sloganın kökeni özelleştirme hattı vefa kırılması seçmen hafızası ve kurumsal sonuç ele alınacaktır.
Yürüdük cümlesi neden sattık cümlesine döndü?
Eski şarkı ortak mücadeleyi ve ortak ıslanmayı anlatırdı. Anlatılan ıslanma yokluk ve sokak günlerini çağırırdı. Çağrılan gün bugünün gişe kuyruğuyla çarpışır. Çarpışan görüntü Beraber sattık sözünü alay ve öfke arasında gezdirir. Gezdirilen öfke hukuki devri tek başına açıklamaz. Açıklanmayan devir siyasi dili kirletir. Kirlenen dil ortak yürüyüşü satış fişine çevirir.
Köprü ve otoyolun uzun süreli devri somut bir örnektir. Örnek asfaltın kimin uhdesinde kalacağını sorar. Sorulan uhde kamu mu özel mi diye ikiye ayrılır. Ayrılan yol geçiş ücretini haneye yazar. Yazılan ücret Beraber sattık sözü kadar miting cümlesini de zorlar. Zorlanan cümle nostaljiyi borç gibi gösterir. Gösterilen borç seçmeni yorar.
Özelleştirme bir teknik karardır. Teknik karar siyasi şarkıyla bağlanınca sembol olur. Sembol olan satış her gişeyi ihanet gibi okutur. Okutulan ihanet abartılı olabilir. Abartılı olsa da hissedilen fiyat gerçektir. Gerçek fiyat ortak yürüyüş anlatısını zayıflatır. Zayıflayan anlatı yeni sloganı büyütür.
Vefa iddiası yıllarca aynı kadroyla yol yüründüğü cümlesine yaslanır. Yaslanan cümle ayrılan isimleri unutturmaz. Unutulmayan isimler tasfiye ve soruşturma haberleriyle geri gelir. Gelen haber siyasi yolu daraltır. Daralan yol kamu varlığı satışını yalnızlaştırır. Yalnızlaşan satış savunmayı zorlaştırır. Zorlaşan savunma şarkıyı suskun bırakır.
Seçmen hafızası şarkıyı iki ayrı dönemde işitir. İlk dönem yokluk ve umut dönemidir. İkinci dönem gişe ve fatura dönemidir. İki dönem aynı nakaratı taşıyamaz. Taşıyamayan nakarat Beraber sattık sözüne kapı açar. Açılan kapı mizahı öfkeye çevirir. Çevrilen öfke sandıkta birikir.
Asfalt devri haneyi gişede nasıl bağlar?
İşletme hakkı devri geçiş ücretini uzun yıllara yayar. Yayılan ücret enflasyonla artabilir. Artan ücret nakliye maliyetini şişirir. Şişen maliyet rafa iner. İnen raf hazine varlığı tartışmasını evde konuşturur. Konuşulan evde şarkı değil fiş vardır. Fiş olan ev sloganı unutur.
İki köprü sekiz otoyol iki çevre yolu gibi başlıklar resmi metinde durur. Duran metin 30 yıllık ufku konuşturur. Konuşulan ufuk bir kuşağı gişeye bağlar. Bağlanan kuşak özelleştirmeyi yalnızca borsa haberi saymaz. Sayılmayan haber yol satışı olarak dolaşır. Dolaşan dolaşım siyasi maliyeti yükseltir.
Kamu payının düşmesi denetim sorusunu büyütür. Büyüyen soru tarifeyi kim belirler diye sorar. Sorulan tarife şeffaf değilse güven iner. İnen güven kamusal pay anlatısını boşaltır. Boşalan anlatı sattık cümlesini güçlendirir. Güçlenen cümle mitingi zorlar.
Yol arkadaşlığı neden satış diline düşer?
Parti içi tasfiye eski yol arkadaşını kapı dışarı eder. Edilen kapı şarkıdaki beraber zamirini yalanlar. Yalanlanan zamir Beraber sattık sözü kadar acı bir kelime oyunu doğurur. Doğan oyun hukuki satıştan bağımsız duygusal satıştır. Satılan duygu teşkilatı incitir. İncinen teşkilat sessizleşir. Sessizleşen teşkilat mitingi boşaltır.
Muhalefet aynı nakaratı ters yüz ederek gündem üretir. Üretilen gündem asfaltı siyasetin ortasına koyar. Konan asfalt hizmet tartışmasını ücret tartışmasına çevirir. Çevrilen tartışma seçmeni kutuplaştırır. Kutuplaşan seçmen köprüyü kamp sayar. Sayılan kamp ortak yürüyüşü öldürür. Ölen yürüyüş yeni ittifakı zorlar.
Yurt dışı fon ve işletmeci modeli teknik olarak mümkündür. Mümkün model siyasi şarkıyla yan yana durunca yabancılaşma doğurur. Doğan yabancılaşma biz zamirini onlar yapar. Yapılan onlar cümlesi kamu varlığını elden çıkmış gibi gösterir. Gösterilen elden çıkış abartılı olsa da hissedilir. Hissedilen kayıp oy deposunu gerer. Geren depo 2028’i öne çeker.
Gişe kuyruğu şarkıdan daha gür konuşur. Konuşan kuyruk emekli ve kamyoncu dilini birleştirir. Birleşen dil parti aidiyetini zayıflatır. Zayıflayan aidiyet nostaljiyi borç bilir. Bilinen borç Beraber sattık sözünü slogan olmaktan çıkarır. Çıkan söz günlük şikâyet olur. Olan şikâyet sandığa yazılır.
Medya dili satmak fiilini ihanet gibi şişirir. Şişen fiil her özelleştirmeyi ahlaki suç sayar. Sayılan suç hukuku ikinci plana iter. İtilen hukuk yatırımcıyı ürkütür. Ürken yatırımcı tarife belirsizliğini fiyatlar. Fiyatlanan belirsizlik geçiş ücretini ayrıca şişirir. Şişen ücret sloganı doğrular gibi durur.
Belediye ve merkezi idare aynı asfaltta çarpışır. Çarpışan yetki bakım kimin diye sorulur. Sorulan bakım çukurda görünür. Görünen çukur yol satışı anlatısını besler. Beslenen anlatı hizmeti unutturur. Unutulan hizmet seçmeni yorar. Yorulan seçmen şarkıyı mırıldanmaz.
Seçmen hafızası nakaratı nasıl ikiye böler?
İlk bellek 2002 umududur. Umut yokluk ve kuyruk günlerini hatırlar. Hatırlanan gün bugünün pompa ve gişesiyle çarpışır. Çarpışan bellek vefayı sorar. Sorulan vefa siyasi yola iade ister. İstenen iade mümkün olmayınca öfke birikir. Biriken öfke mizaha sızar.
İkinci bellek çocukların geçiş kartıdır. Kart her tatilde zamlanır. Zamlanan kart aile bütçesini deler. Delinen bütçe kamusal pay cümlesini duymaz. Duyulmayan cümle şarkıyı suskun bırakır. Suskun şarkı yeni nakaratı büyütür. Büyüyen nakarat sattık fiilidir.
Üçüncü bellek ayrılan yol arkadaşlarıdır. Ayrılan isim soruşturma ve tasfiye haberinde döner. Dönen haber beraber zamirini boşaltır. Boşalan zamir satış dilini kolaylaştırır. Kolaylaşan dil seçmen tercihini kamp dışına iter. İtilen tercih sakin adayı da bağıran adayı da ölçer. Ölçülen tercih faturaya bakar.
Kurumlar bu slogan kaymasından ne çıkarmalı?
İlk ders resmi kararı şarkı nakaratından ayırmaktır. Ayrılamayan karar sembole döner. Dönen sembol tarife tartışmasını zehirler. Zehirlenen tarife yatırımcıyı kaçırır. Kaçan yatırımcı kamu gelirini kısar. Kısan gelir yeni zammı doğurur. Doğan zam sloganı besler.
İkinci ders yol arkadaşlığını satış fişine çevirmemektir. Çevrilen fiş teşkilatı incitir. İncinen teşkilat sessizleşir. Sessizleşen teşkilat mitingi boşaltır. Boşalan miting şarkıyı utandırır. Utanan şarkı yeni kelime oyununa kapı açar. Açılan kapı muhalefete malzeme olur.
Üçüncü ders gişe şeffaflığını artırmaktır. Artmayan şeffaflık sattık iddiasını büyütür. Büyüyen iddia hükmü beklemez. Beklemeyen iddia leke bırakır. Bırakılan leke 30 yıllık sözleşmeyi gölgeler. Gölgelenen sözleşme hukuku yorar. Yorulan hukuk kamu varlığını daha pahalı satar.
Son söz olarak Beraber sattık sözü bir şarkı parodisi gibi durur oysa ölçü kamu yolunun kime ait olduğudur. Aitlik belirsizse her gişe satış gibi okunur. Okunan satış vefayı da asfaltı da yer. Yenen vefa 2028’e borç bırakır. Bırakılan borç nakaratı unutturur. Unutulan nakarat fişte hatırlanır. Hatırlanan fiş asıl sandık cümlesidir.
